EFES SELÇUK MU? SELÇUK MU?

Bunu kısır ve dar düşünen bazı kesimlere açıkça sormak gerekiyor, hem ‘’dünya kenti, dünya markası’’ olmuş kent diyeceksiniz ama Efes- Selçuk isimlendirmesine karşı çıkıp ahkam keseceksiniz. Bunun yanında halen dünyadan yılda 2-2,5 milyon insanın bu kadim topraklara gelmesi bazı sığ, dar düşünen insanların kara kaşına kara gözüne ve yüzü suyu hürmetine gelmiyor.

EFES SELÇUK MU? SELÇUK MU?

Bunu kısır ve dar düşünen bazı kesimlere açıkça sormak gerekiyor, hem ‘’dünya kenti, dünya markası’’ olmuş kent diyeceksiniz ama Efes- Selçuk isimlendirmesine karşı çıkıp ahkam keseceksiniz. Bunun yanında halen dünyadan yılda 2-2,5 milyon insanın bu kadim topraklara gelmesi bazı sığ, dar düşünen insanların kara kaşına kara gözüne ve yüzü suyu hürmetine gelmiyor.

EFES SELÇUK MU? SELÇUK MU?
07 Şubat 2020 - 12:10

Kimse kimseye yalan yanlış tarih dersi vermeye kalkmasın, altından kalkamaz. Dünya insanlığı bir şekilde yaşadığı şu ya da bu olaylara tarih demiş ama tek bir defa yaşanan  gerçek olayı taraflardan her biri, her bir insan,  her bir ülke ya da her bir toplum kendine göre yorumlayıp, değerlendirip kendi çıkarına, kendi anlayışına, inanışına, ideolojine  göre yontup aynı tek bir tarihi olaydan binlerce tarih türetmiş. Bu nedenle günümüz dünyasında gerçek ve rasyonel tarih değerlendirmesine rastlamak çok zordur.  Beş bin yıllık bilinen ama için içine girildiğinde zor çıkılabilinecek bir tarihin olduğu Efes Selçuk denilen bölgede gölgesinde bir çok kimliğin soğuklandığı kadim topraklardır. Bu topraklarda ki gerçek tarihi, miras olarak   yaşayan insanlık bu medeniyetleri, kültürleri tek başına sadece bir milletin, bir devletin  sahiplenmesini doğru bulmamış,  tüm insanlığın birlikte oluşturduğu değerler olduğunu kabul ederek  bu bölge de dünya mirası adına korumaya alınmıştır.  
Bu kadim topraklar, pek çok efsane, pek çok kuruluş hikayesi barındırıyor. Amozonlar tarafından kurulduğu da bu rivayetler arasında. ‘’İlkel kadın savaşçıların kurmuş olduğu düşüncesini ise şehrin ilk sakinlerinin Karyalılar Leleğler olduğu takip ediyor’’. Bu topraklarda Hitit İmparatorluğun güçlü bulguları bile görülüyor. Daha sonra Lidyalıların istilası, Lidyalıları yenen İyon kentlerini yakıp yıkan Pers hakimiyeti, daha sonra Roma dönemi, Bizanslar, Aydın Oğulları, Osmanlılar ve de Cumhuriyet toprakları. Bu topraklarda kimsenin inkar edemeyeceği bir çok insanlık medeniyeti, kültürü oluşmuş. Zamanın ve dönemin ruhuna uygun olarak kimi zaman savaşmışlar, kimi zaman barışmışlar, bu bölgede tarihi eserler, tiyatrolar, kütüphaneler, tapınaklar su kemerleri, yaşam yerleri inşa etmişler. Yalnız ne yazık ki bu tapınakları, kütüphaneleri yapanların insan gücü olarak kullanılan  kölelerden, bunların çalıştırılmasından,  emeğinden, insanlık dramlarından ve bu medeniyeti oluşturan asli unsurlardan kimse söz etmiyor buda ayrı bir sorun. Ama hepsi insan ve sonunda ‘’farklı kültürlerin bir araya gelmesiyle oluşmuş çok ama çok farklı bir zenginlik’’ İşte tam da bunun için şimdi bu topraklara EFES SELÇUK demek ne kadar doğal ve de doğru söylem. Beş bin yıllık bu saf tarihi bu kadar özlü, değiştirmeden, gerçek, rasyonel olarak adlandırabileceğimiz başka bir açıklama, ifade, tanım var mı?  Bunu kısır ve dar düşünen bazı kesimlere açıkça sormak gerekiyor, hem ‘’dünya kenti, dünya markası’’ olmuş kent diyeceksiniz ama Efes- Selçuk isimlendirmesine karşı çıkıp ahkam keseceksiniz. Bunun yanında halen dünyadan yılda 2-2,5 milyon insanın bu kadim topraklara gelmesi bazı sığ, dar düşünen insanların kara kaşına kara gözüne ve yüzü suyu hürmetine gelmiyor. İnsanlık tarihinin, insan eliyle yoğunlaşmış emeğini, medeniyetini, kültürünü görmeye, hissetmeye, o saf tarihi dönemi yaşamaya geliyor. Ne yazık ki biz Cumhuriyetçiler, dünya insanlığına bu büyük medeniyeti sadece Celsus Kütüphanesi, Yamaç Evleri ve bir kısım eski yaşam alan yerlerini gösteriyor ve ziyaretçileri burada tutuyoruz . Oysa St. Jean takip kapısının doğusundan başlayıp ilçe içinde ve özellikle istasyon çevresinde sağlam olarak kalmış 15 metre yüksekliğindeki Bizans su kemerlerini bunun yanında neredeyse şehrin merkezi sayılan yerde bulunan Artemis Tapınağının EFES SELÇUK sınırları içinde olduğunu bazı insanlarımızın zihnine hala sokamadık. Bizans su kemerlerin üzerine ziyaretçi olarak göçmen leylekler gelip yuva yaparken bu kentin adının Efes Selçuk  olmasını istermisiniz? diye soracağımız halkımızda Bizans su kemerleri etrafındaki kahvehanelerde Efes Antik Kentin bir parçası olan su kemerlerine baka baka okeylerini  oynuyorlar.   
Evet genç bir kadın belediye başkanı seçildi. Seçildiğinden beri başına gelmeyen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Değişim, farkındalık, reform ne kadar zor ve engebeliymiş meğer se, bunları aşmak ne kadar cesaretli ve asil davranış. Koca koca insanlar neredeyse yoluna açık açık dikenli teller koyacaklar. Yatıyorlar, kalkıyorlar her şeye kulp arıyorlar. Bir kente geçmişteki yaşanmışlıklarıyla, tarihiyle, medeniyetiyle, kültürüyle adlandırmanın burada yaşayanlara ne zararı var anlayabilmiş değiliz. Ve de başkanın Efes Selçuk ifadesini kullandığında kişisel olarak ne çıkarı olacağını da keşfedemedik. Burada yaşayan insanımız başka ülkelere, kentlere gittiğinde çoğunluğu Selçuk bile demeden Efes’te yaşıyorum diye kasım kasım kasılıyor. Biraz açık, içten, samimi olalım artık.   Başkanın seçildiği günlerde basın olarak gittiğimizde ‘’padişahın’’ kulları olarak, padişahım çok yaşa! dedikten sonra ilk önerimiz 1989 yılında Selçuk Belediye Meclisinin EFES SELÇUK adının kullanılması kararını hatırlatarak bundan böylede her yerde ve her fırsatta kentimizin Efes Selçuk olarak adlandırmasını başkana  biz önerdik. EfesSelçuklular da Bilsin. 

Bu haber 681 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Cemal Deliklikaya
    2 hafta önce
    Aynen katılıyorum. Dünyada Efes Kuşadasında gösteriliren. Kuşadası Selçuk Efes'in üzerine çökmeye çalışırken bu ismi kullanarak o yolları tıkamanın çok gerekli olduğuna inanıyorum. Tüm Selçuk halkının bu bilinçle bu adı desteklemesini istiyorum.