ÇENE SUYUNA ÇORBA YAPMAYIN, EFES SELÇUK'LU YEMEZ

Kısacası Selçuk’un ismini EFES olarak değiştirmemiz gerektiğinin en başta gelen sebeplerinden biri, bize ait olduğu halde, içinde yaşadığımız bu zenginliği başkalarının hiç öyle utana, sıkıla değil; alenen, göstere göstere çalıp kullanıyor olmalarıdır.

ÇENE SUYUNA ÇORBA YAPMAYIN, EFES SELÇUK'LU YEMEZ

Kısacası Selçuk’un ismini EFES olarak değiştirmemiz gerektiğinin en başta gelen sebeplerinden biri, bize ait olduğu halde, içinde yaşadığımız bu zenginliği başkalarının hiç öyle utana, sıkıla değil; alenen, göstere göstere çalıp kullanıyor olmalarıdır.

ÇENE SUYUNA ÇORBA YAPMAYIN, EFES SELÇUK'LU YEMEZ
11 Şubat 2020 - 18:28 - Güncelleme: 11 Şubat 2020 - 18:34

Başlıkta okuduğunuz bir çorba olmamak ile birlikte, halk arasında boş konuşup laf kalabalığı yapılması ile ilgili kullanılan bir sözdür değerli okuyucular. Burada kullanmamı gerektiren sebebi açıklamadan önce, 24 Ağustos 2017 tarihinde yayımlanmış ‘’Adı Konmuş Topraklar, EFES’’ başlıklı yazımdan bir bölümü tekrarlamak istiyorum. ‘’Bu günlerde ilçemizde bir konu tartışılıyor, SELÇUK ismi değiştirilip EFES olsun mu? Bana göre bırakın tartışılmasını, (kaldı ki 90′ lardan bu yana tartışılmaktadır) bu konu üzerinde bir saniye bile zaman kaybedilmesi abesle iştigaldir. Yani demem o ki, hiç vakit kaybetmeden, behemehal bu değişiklik yapılmalıdır. Zira bu coğrafyanın adı zaten bu topraklar üzerinde ilk yaşayan insanlar tarafından, fi tarihinde EFES diye konulmuştur. Dolayısıyla, bu tartışmalar devam ettikçe, kendimi şu soruyu sormaktan da alıkoyamıyorum. Kimin adını, kimden sakınıyorsunuz? 
Yukarıda her ne kadar ilgim yok dediysem de, bu yazı için açıklayıcı unsur taşıması sebebiyle, Google amcamıza danışarak edindiğim, şu paragrafı da paylaşmayı uygun görüyorum; ”Bütünüyle benzersiz bir kent Eski efsanelere göre; Efes (Ephesus), Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuştur. İsminin, Ana Tanrıça kenti anlamına gelen Arzawa krallığındaki bir kentten, Apasas’dan geldiği düşünülür. Karyalılar ve Lelegler muhtemelen kentin ilk sakinleri arasındaydı. Efsaneye göre, kent kâhinlerin tavsiyesi üzerine bir balık ve yaban domuzunun rehberliğiyle gittikleri Kayster Nehri’nin denize döküldüğü yerin kıyısında ikinci kez Atina kralı, Kodros’un oğlu Androklos tarafından kurulmuştur. Öte yandan, arkeolojik veriler, bölgede MÖ 2. binyılın sonlarına kadar yerli insanların yaşadığını gösterir. Bu yer, büyük olasılıkla Hitit kaynaklarında geçen, Ayasuluk Tepesi ile eşleştirilebilecek Arzawa’nın başkenti Apasa kentidir. Eğer bu varsayım doğruysa, Ege, Miken ve Girit etkilerinden çok bahsedilmese de Hitit İmparatorluğu ile yakın ilişkiler içinde olan bölgesel bir güç beklentisinde olmalıyız. 
MÖ 100 yılı ve sonrasında Yunan etkisinde gözlemlenebilir bir artış yaşanır. Yunan adasından gelen ilk kolonicilerin Ege Denizi’nin doğu kıyısı boyunca, bugün Ionia (İyonya) olarak adlandırılan bölgede yerleşmiş olmaları oldukça muhtemeldir.” Konunun bu tarihi bilgi yanını bırakıp, SELÇUK isminin ivedilikle EFES olarak değiştirilmesinin gerekliliğine yoğunlaşalım. Lafı uzatmak niyetinde değilim, kısadan anlatıp geçeyim. Bu konunun önceliği bazı arkadaşların ”isim değiştirerek Turizmi kurtaramazsınız” beyanıyla konuyu sulandırdığı bakış açısıyla ilgili değildir. O husus başka bir tartışma konusudur, hatta yine aynı arkadaşların kullandığı ve sonuna kadar katıldığım ”Vizyon” ifadesiyle anlatmaya çalıştıkları, geleceğe yönelik plan ve proje üretme yeteneğiyle ilgilidir.
 Kısacası Selçuk’un ismini EFES olarak değiştirmemiz gerektiğinin en başta gelen sebeplerinden biri, bize ait olduğu halde, içinde yaşadığımız bu zenginliği başkalarının hiç öyle utana, sıkıla değil; alenen, göstere göstere çalıp kullanıyor olmalarıdır. Bu gün siz, zaten binlerce yıl önce adı EFES olan bu coğrafyaya ismini iade ettiğiniz anda, hiç kimseler çıkıpta sizin yaşadığınız yerleşkeyi kendi coğrafyasındaymış gibi gösteremez. Buna en başta hukuk izin vermez. Dolayısıyla, bu ülkede ve hatta dünya genelinde, belki de yüzlerce, binlerce, firma EFES ismini kullanıyor. Yaşadığımız coğrafyaya kendi adını resmen iade edin de görelim bakalım, bir tanesi bile bunun maddi değerini ödemeden, sorgusuz sualsiz, babalarının malı gibi kullanabilirler mi? 
’’Aslında bugünkü yazımda da söylenebilecek her şeyi o gün söylemiş olduğumu düşünüyorum. Bir bölümünü yukarıda okuduğunuz o yazımdan sonra bir çok kişi şifaen yada sosyal medyadaki sayfalarında karşımıza çıkıp bir şeyler söylemeye çalıştı. Bazıları anlatmak istediğimize zerre kafa yormadan hamasi nutuklarla ve biraz da tehditvari ’’Halep oradaysa arşın burada, yapında görelim’’ demiş, kimisi ’’Se’çuk'un adını Efes yaparak gelen turist sayısını arttıramazsınız’’ diyerek asıl amacın turist sayısı arttırmak değil de, içinde yaşadığımız zenginliğin başkaları tarafından tepe tepe kullanılmasını önlemek olduğunu anlayamayacak kadar sığ düşüncelerle eleştiride bulunmuştu. (başlıktaki ifadeyi kullanmamın yegâne sebebi de, mantıklı tek bir dayanağı bulunmayan bu eleştirilerden ötürüdür) Ve en son Sebahattin İZCİOĞLU hocamın (EfesSelçuk mu, Selçuk mu) yazısın da hatırlattığı üzere; daha 1989 yılındaki Belediye Meclisi kararıyla (yaklaşık 30 yıldır) EFES SELÇUK isminin kullanıldığını dahi bilmeyen, üstelik genel yaşamını bu ilçenin dışında geçiren başka bir arkadaşımızın ortaya çıkıp ve her nedense bugün EFESSELÇUK ismiyle ilgili rahatsızlık hissetmesi de oldukça manidardır diye düşünüyorum. Hatta tam da burada bir hatırlatma da ben yapmak istiyorum değerli okuyucular. İlçemiz de yolcu taşımacılığı yapan bir kooperatifimiz var ki; 1989 meclis kararından bir yıl öncesinden yani 1988’den bu yana yine bizimle aynı düşünce paralelinde araçları üzerlerinde Selçuk Efes ibaresini taşımaktadır.
Yani her nedense? Efes isminin kullanılmasından muzdarip olan arkadaşların, konunun ehemmiyetini anlayabilmeleri için öncelikle bu işin bir değişiklik değil, bir vurgu olduğunu görmesi gerekir. Yani Efes’in Selçuk sınırları içerisinde olmasından önce, Selçuk’un Efes sınırları içerisinde yer aldığı gerçeğine de ve belki de resmi olarak Efes ismine sahip olamadığımız için, başkalarının kendi yöresel tanıtımlarında rahatça kullanabildikleri gerçeğine de kör ve sağır kalmamaları gerekir diye düşünüyorum. Dolayısıyla, keşke karşımıza çıkacak devasa bürokratik engelleri aşacak gücümüz ve kudretimiz olsa da; öyle eklemeyle falan değil, bu ilçenin adını düpedüz EFES yapabilsek. Böyle bir durumda en küçüğünden en büyüğüne hangi sektörden ve dünyanın neresinde olursa olsun, EFES isminin kullanıldığı anda bundan telif hakları olarak faydalanabilsek diyeceğim ama; bu söylediklerimizden, sayın İzcioğlu’nun da işaret ettiği kısır, dar düşünceye sahip ve hatta kanımca bazı kesimlere hoş görünmek çabasından ortaya çıkan cahil cesaretiyle ahkam kesenlerin bir anlam çıkarabileceğini sanmıyorum. Yani, tarih boyunca bu coğrafya üzerindeki etnik ve dinsel değişiklikler üzerinden bahaneler bularak EFES isminin kullanılmasını yerli yersiz eleştirip çene suyuna çorba yapan bu arkadaşlara, (üstelik resmi anlamda bir değişiklik yokken) bu coğrafyada bugün yaşayan insanlar için kazanımlar elde etmeye kafa yormalarını tavsiye ederim. Ve bitirirken; birden bire, durup dururken EFES isminin kullanılmasından yaygara koparan arkadaşların, özellikle Selçuk’lu olmaktan gurur duyduğunu ifade eden arkadaşların kendi vicdanlarında yanıtlaması için şu soruyu da buraya bırakmak istiyorum; Kuşadası’nın tüm tanıtım ve reklam ağlarında, EFES’in ve hatta Pamucak sahilinin dahi Kuşadası sınırları içinde gösterilmesine karşı suskunluğunuz, ya da en azından Efes ismini eleştirdiğiniz kadar konuşmayışınızın sebebi nedir? 
Sağlıkla ve bunu düşünür kalın. 

Bu haber 1023 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum