EFESSELÇUKtan BİR SUNAY AKIN GEÇTİ.!

“İnsan bildiğini mi söyleyecek, söylediğini mi bilecek” cümlesini doğrulayan nitelikte bir araştırmacı yazar Sunay AKIN, Efes Selçuk Amfi Tiyatrosundan rüzgar gibi esti.

EFESSELÇUKtan BİR SUNAY AKIN GEÇTİ.!

“İnsan bildiğini mi söyleyecek, söylediğini mi bilecek” cümlesini doğrulayan nitelikte bir araştırmacı yazar Sunay AKIN, Efes Selçuk Amfi Tiyatrosundan rüzgar gibi esti.

EFESSELÇUKtan BİR SUNAY AKIN GEÇTİ.!
01 Eylül 2019 - 16:55

Zafer Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleşen buluşmada Sunay Akın katılımcılara Osmanlı döneminden başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar giden yolda modern kütüphanenin kuruluşundan Nazım Hikmet’in işgal günlerindeki direnişine kadar birbirinden keyifli hikayeler anlattı.
 İlçemiz Efes Amfi tiyatroda Cumhuyete giden yolda bilinmeyen kahramanlardan yola çıkarak kendine has uslubu ile anlatan Sunay Akın harf devriminden ,matbanın kurulmasından ,müzelerin bir toplumun hafızası olmasından ,Osmanlıdan günümüze kadar devam eden batılılaşma hareketleri, Osmanlı toplumunda ve Cumhuriyet’in ilanından sonra toplumdaki okur-yazar oranlarından ,Savaş yıllarından üretim haline geçen ve dış devletlere uçak ithal etmeye başlayan bir devlet haline gelen bir Türkiye Cumhuriyetinden örneklerle beyinlerde tatlı izler bıraktı.
“ Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.”dizeleri ile başlayan şiiri bilmeyenimiz yoktur. Bayrağımızında hep kandan beslendiğini, emperyalizme karşı kazanılan başarıların sonucunda verdiğimiz şehit kanlarımızın yansıması olarak biliriz. Sunay Akın, bu gece bayrağın üzerindeki hilalin ve yıldızın anlamlarını Selçuk halkına farklı ülkelerin bayraklarından yola çıkarak anlattı. Aslında hilal İslamiyeti, yıldız ise Türklüğü simgeler denilirdi. 3. Selim dönemine kadar bayrağımızda birden fazla kullanılan hilalin yerini tek hilal almaya başladı. iki hilal bayraktan çıkarıldı. O dönemde bayrağımızda  tek hilal ve sekiz köşeli yıldız vardı. Ama bayrağımız bugünkü halini tek hilal ve beş köşeli yıldız olarak 1. Abdülmecid döneminde aalmıştır. 1. Abdülmecid döneminde beş köşeli yıldız adeta ellerini bilime açmış insan figürünü oluşturmaktadır.
Hilal aydınlık ise yıldız bu ışığı, aydınlığı alacak ve ona varacak insandır.
Günümüzde yapılan Osmanlıcılık anlayışının çarpıtıldığını, harf inkılabının yapılmasının geçmişle bağlantımızın koparıldığına inan bir gruba seslenerek şunları dile getirdi:
   -bir koltuğa uzanmış, elinde kitabı, saçları açık bir tablo gösterdi .Efes Selçuk halkına seslenerek; Bu tabloyu daha önce gördünüz mü?. Başı açık, elinde kitap okuyan yağlı boya tablosu ise Osmanlı Devleti için mümkün bile değildi. Osmanlı demek Şeriat demektir. Şeyhülislam demektir. Resim yasaktır. Minyatür bu nedenle  Abdülmecid Efendiydi ve tablodaki kadın ise kızıydı. Bir sonraki tabloda, piyona çalan bir kadın ve onu dinleyen yakın çevresi vardı Kadın erkek bir araya gelmez günah olarak halka aksettiriliyordu.. Tabloda piyano çalan kız yine Halife Abdülmecid efendinin kızıydı.
 Günümüzde ise ne deniliyordu. Osmanlıca dilini bilmiyoruz onun için geçmişimizle bağ kuramıyoruz. İbrahim Müteferrika bu ülkeye matbaayı getirdiğinde bastığı kaç kitap halk tarafından okunabilnişti. İbrahim Müteferrika matbaayı getirmişti ya sonra ne olmuştur. O matba okuma oranı azlığı nedeni ile iflas etmiş İbrahim Müteferrika ise sefillik içinde hayatını kaybetmişti. Sunay Akın o kadar güzel dile getirmişti ki; mezar taşlarını okuyamıyoruz atalarımızın diyen insanlara cevaben hepsinde az şey yazar Ruhuna Fatiha, Ölüm tarihi.. Ama o dönem okur yazar oranı %4 ü geçmiyordu. Ne zaman ki harf inkılabı yapıldı, mahalle mektepleri, halk evleri, Hasan Ali Yücel Köy Enstütileri kuruldu Cumhuriyet dönemi ile birlikte insanlar okur yazar oranında artma oluştu.
 Ülkenin her yılı Osmanlı son dönemlerinde işgal güçlerinin çizmeleri altındaydı. İstanbul da külhanbeyler İngilizlere karşı Beyoğlu sokaklarında geçit vermeseler de. İngiliz askerleri botlarının sesleri yükseliyordu her yerde. Ve Milli Mücadele başlamalıydı ama bu başlayış İstanbuldan olamazdı Anadoludan . Ve Bu başlangıçta halkın desteği olmalıydı. KUVAYİ Milliye ruhu olmalıydı. Beyoğlunda Usta Kemalllerle başlayan sonra ustra Kemal olarak karikatürlere dahi geçen kahramanlara eşlik eden bıçkın delikanlılar vardı. Ve o delikanlılardan biri de bugün Kuvayi Milliye destanının kahramanı Nazım Hikmetti. İngilizlerin elinden mahhalle bakkalı sayesinde kurtulup 1921 de Anadoluya gelen Nazım Hikmetten başkası değildi .
Mustafa Kemal ‘i bulmalıydı ona katılmalıydı. doğuda, güneyde batıda cepheler açılmış. Cephelerde savaşalarımız isyanlarımız sürüyordu. Düzenli ordumuzu çok geç kurmuştur. Kütahya, Eskişehir de büyük yenilgi almıştır. Ankara da açılan Meclisin Kayseri ye taşınılması dahi gündeme gelmişti ama Atatürk bana geçici olarak Meclisin tüm yetkilerini ve başkomutanlık yetkilerini verin ordunun başına geçeyim demişti. Viyanadan itibaren başlayan geri çekilişimiz 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi ile son bulmuştur. M.Kemal Atatürk ‘e Türkiye Cumhuriyetinin tüm orduları Akdeniz ileri dedirttiği ve o parmağın takip edilerek büyük zafere imza atılan Lozanla sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Büyük Tarruz kazanılmıştı.
Cephedeydi, uyumuyordu o büyük komutan. Durmadan okuyordu. Hatta o dönemde R.NuriGüntekinin Çalıkuşu romanı çıkmış, romanı cepheye getirtip başucu kitabı yapmıştı. Yunan büyük yenilgiye uğratılmış, izmire doğru yola çıkılmıştı. Komutanların çantalarında Çalıkuşu kitabı yer almıştı. Karargâh toplanıp İzmir’e doğru hareket edilmeden önce M.Kemal Atatürk ilk önce çadırındaki kitaplarının toplanılmasını emrettiğinde askerine; asker  yeterli sandık olmadığnıı kendisine söylenmiş. Bunun üzerine  cephane sandığını boşaltarak bunu al, bundan sonra asıl savaşımız başlıyor demiştir. okuyarak, aydınlanarak yol alınacağını biliyordu. Zafer in kazanılmadığı belli olmadığı o dönemde Ankaradan cepheye gelirken M.Kemal meclise bir mektup bırakır ve savaştan sonra açılması emrini verir. O mektupta Ankara’da bir Etnografya Müzesinin kurulması yazıyordu. devletin ismi belli olmamışken bunu nereden biliyordu deha. Çünkü o, iyi bir satranç oyuncusuydu ve müzeler bir milletin hafızasıydı. Bu Ülkede ilk kütüphaneyi onun yetiştirildiği Nuri Ulus kurmuştur diye devam eden Sunay akın, bugün hiç bir kütüphaneye Nuri Ulus adının verilmediğini de dile getirmiştir..Aydınlıktan hep korkulmuştur.
 Osmanlı’dan Cumhuryete uzanan bu dönemde savaşın, yokluğun ama bağımsızlığın izleri devam ederken, ülkemizde mühendisler yetişmeye başlamış ve 1930‘lu yıllarda uçak üretmeye başladık. 1930’da 374 uçak yapılmıştır. Ve bu uçakların yapılmasındaki mühendis Emrullah Ali Yıldız’dı. Uzun denemeler yapan Emrullah Ali otomatik paraşütü bulmuş. Bu buluş onun bir yıl kadar süre boyundan aşağısının felç kalarak yatmasına sebep olmuştur. Zorluklar olmadan başarıya gidilemeyeceğinin bir ispatıydı.
Bu ülkede Cumhuriyet sürecine gelinceye kadar yurdun haksızca ve alçakça işgaline dur dediği gibi, üniversiteler kurarak, ekonomik planlamaları yaparak, mühendislerini, öğretmenlerini yetiştirerek aydınlanma ve ilimle ilerlemeden başka yol olmadığını bize göstermiştir.
Şair Sunay Akın’ın gösterisinin sonunda Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel sahneye çıkarak tüm Efes Selçuklular adına Sunay Akın’a teşekkür etti. Başkan Sengel; “ İyi ki böyle aydınlarımız var. Bugün Sunay Akın ile Efes Selçuk sokaklarını dolaştık.  Biraz önce bahsettiği  bilginin  ışığını kalbime, aklıma koydu. Bana müthiş fikirler verdi. Kula kulluk etmeyiz ama bilginin önünde eğiliriz” dedi.
Gecenin sonunda yönetimin her kademesinde daha fazla kadının yer alması gerektiğini belirten Sunay Akın; “ Bildiğim bir tek şey var,  Yönetimin her yerinde daha çok kadın olmadı. Efes Selçuk kadındır. Daha çok Filiz Başkan görmek istiyoruz. Kadınlar bu ülkeyi siz yönetin. İnanın her şey bugünden çok daha güzel olur. Ayrıca her zaman söylediğim bir şey var. Keşke bütün Türkiye İzmir olsa. Çünkü İzmir bilginin ışığında yürür. Cumhuriyete sahip çıkar” dedi.
Sunay Akın gösterisinin ardından bir süre Efes Selçuklularla sohbet etti.

 

Bu haber 342 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum